|  |  | |  | |  Eğer birini öldüreceksen, ateş et! Konuşma!!! (Tuco, İyi Kötü ve Çirkin)
Yaşamın değerinin olmadığı yerde ölümün değeri vardır. Senin ölün bana 5000$ kazandıracak. Dıkşınnnn! | |  | |  |
   | |  | | | Hayatının hatası mı | Efendim nahnu hazretlerinin gözlerinden okunduğuna göre halinden memnundu. Düğün fotoğrafları bu blogun yorum bölümünde.
Makine ile çektiğim, düzenlenmemiş ve buraya koymadıklarım da dahil 1600*1200 çözünürlükte tüm resimleri buraya tıklayarak indirebilirsiniz.
Ben nikah şahitliği yaparken imdada yetişip fotoğrafları çeken Abdullah hocama teşekkür ediyorum.
PS : Bu blog Pardus 2008 üzerinden yazılmıştır. Sanal değil, tam kurulum ile. Fotoğraflarda Gimp ile düzenlendi. Bana bişiler mi oluyor ne? :)) | 05.07.2008 15:38 maksu | Beş yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Ben şahidim bizzat kendim olarak | Efendim Nahnu hazretleri yarın dünya evine giriyorlar Nagihan hanımefendi ile beraber. Yani ikisi aynı dünya evine giriyor, yanlış anlaşılmasın. 
Nahnu hazretleri kendilerinin nikah şahidi olmamı takdir buyurdular sağolsunlar. Kendisini çok sever ve sayarım ama yarın sanırım ne büyük bir hata yaptığını anlayacaktır. Nikah memuru "siz şahit misiniz?" diye sorduğunda "Evet memur bey şahidim, bundan koca felan olmaz, daha okul bitmedi, iş yok güç yok, nasıl olacak bu işler, önce okulu bitirsin, bir iş bulsun, hatta askerliği de yapsın, sonra evlendirirsiniz" demeyi düşünüyorum. Damadın yakınlarından yemem olası dayak için bikaç iri yarı arkadaş götürmeyi düşünüyorum yanımda. Araba da kapıda çalışıyor halde bekleyecek. :))
Mutluluklar dilerim efendim Bünyamin bey ile tez zamanda kendisine benzettiği Nagihan hanımefendiye. :))
Deep Note : Fotoğraflar en kısa zamanda basına sızdırılacaktır elbet. Malum Bünyamin beyin uzun zaman blog ve internet camiası ile ilişkisi olmayacağı düşünülürse. Veya bilmiyorum alışmış, kudurmuştan beter midir? Göreceğiz.  | 04.07.2008 23:26 maksu | İki yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Açılın ben doktorum | Herhalde yaşadığım en berbat yol deneyimini yaşadım bu Pazar. Araba ile Ankaraya giderken Kırıkkaleye yaklaştığımız sıralarda önümde giden sarı ticari taksi bir garip gidiyordu. Bir yavaşlıyor, bir hızlanıyordu. Düz bir yerde kendisini solladım geçtim. Ama arada bir dikiz aynasından bakıyordum ne yapıyor diye. Aramızda başka araba yoktu. Bir 10-15 dk. sonra dikiz aynasına baktığımda şok oldum. Havada araba parçaları uçuşuyor, sarı taksi havada dönüyordu. Hemen kenara çekip bir U dönüşü yaptım, kaza yerine gittim. Sarı taksi karşıdan gelen bir Renault 12 ile kafa kafaya girmiş, Renault karşı taraftaki kullanılmayan yapım halindeki yola uçmuş, ön tarafı tamamen içeri göçmüş, daha doğrusu şöförün kaburgalarından içeri girmiş, önde oturan şoförün kızı ön camdan yola fırlamış, karısı arka tarafta koltuklar arasında sıkışmıştı. Sarı taksideki 4 kişinin ise sadece kafaları ve suratları yaralanmış, arabanın ön kısmında yamulma vardı. Yani taksiye birşey olmamış, olan Renaulttakilere olmuştu.  Herhalde yaşadığım en berbat yol deneyimini yaşadım bu Pazar. Araba ile Ankaraya giderken Kırıkkaleye yaklaştığımız sıralarda önümde giden sarı ticari taksi bir garip gidiyordu. Bir yavaşlıyor, bir hızlanıyordu. Düz bir yerde kendisini solladım geçtim. Ama arada bir dikiz aynasından bakıyordum ne yapıyor diye. Aramızda başka araba yoktu. Bir 10-15 dk. sonra dikiz aynasına baktığımda şok oldum. Havada araba parçaları uçuşuyor, sarı taksi havada dönüyordu. Hemen kenara çekip bir U dönüşü yaptım, kaza yerine gittim. Sarı taksi karşıdan gelen bir Renault 12 ile kafa kafaya girmiş, Renault karşı taraftaki kullanılmayan yapım halindeki yola uçmuş, ön tarafı tamamen içeri göçmüş, daha doğrusu şöförün kaburgalarından içeri girmiş, önde oturan şoförün kızı ön camdan yola fırlamış, karısı arka tarafta koltuklar arasında sıkışmıştı. Sarı taksideki 4 kişinin ise sadece kafaları ve suratları yaralanmış, arabanın ön kısmında yamulma vardı. Yani taksiye birşey olmamış, olan Renaulttakilere olmuştu.
Ablam ile beraber olay yerine vardığımda millet toplanmış kızı apar topar yolun kenarına çıkarmaya, annesini ise çekerek arabadan çıkarmaya çalışıyorlardı. "Yapmayın etmeyin, biz doktoruz, felç edeceksiniz, dokunmayın" diye zor engel olduk. Kızı herhangi bir yerine zarar gelmeyecek şekilde tutarak iki yolun ortasındaki düştüğü yerde düz yatırdık. Kafatası yarılmış ve içeri göçmüştü ve kanıyordu ama bilinci açıktı. Ne olduğunu felan soruyordu. Onu başında bir iki kişi ile bırakıp araca yöneldik. Şoför yani babaları haliyle çoktan ölmüştü. Yarı baygın olan annesinin başında bir kadın camdan dışarı çıkmış kafasını ovalayıp duruyor, "derin nefes al, kendini bırakma" türü bir şeyler söylüyordu. "Hanımefendi kafasını oynatmayın, kırık felan varsa felç edersiniz" dedik. "Ben doktorum, enerji veriyorum" dedi. Ablamla birbirimize baktık, birşey söylemedik. Daha sonra zaten ortadan kayboldu sahte doktor. Arabanın diğer kapısını açıp kadının sıkışmış ayağını felan kurtarıp kadını rahat hale getirdik.
Daha sonra 112 Acil gelip bizim binbir özenle aman birşey olmasın diye dokundurtmadığımız kazazedeleri karga tulumba götürdüler, sağolsunlar. Hele kadını arabadan çıkartmaları tam bir felaketti. Ben söylemesem kadını sedyeye koymak akıllarına gelmeyecekti. Önde sıkışmış olan şoför için biz ölmüş dediğimiz için, doktor olacak vatandaş kontrol etme gereği bile duymadı. Gaipten biliyordu sanki bizim doktor olduğumuzu, biz birşey söylemesek bile !!!
Kaza olduğu sırada taksinin tam arkasından polis otosu geliyormuş. Yol emniyetinin sağlanması ve 112 nin gelme kısmı çok hızlı oldu haliyle. Polislerden öğrendiğimize göre taksi önünde araç felan olmadığı halde aniden karşı şeride geçmiş ve renault ile kafa kafaya girmiş. 1 kişinin katili, 2 kişinin sakat kalmasına(en iyi ihtimalle) neden olan şoför ise kafasından akan kanlar ve aynı şekildeki diğer 3 arkadaşı ile olay yerinde salak salak dolanıyorlardı. Zorla ambulansa bindirdik kendilerini.
Herşey sakinleşince arabaya atlayıp yola devam ettik. Ama birkaç gün boyunca olayın etkisinden kurtulamadık. Sürekli ya bu olay bizim başımıza gelseydi, ya biz düz yolumuzda giderken bir geri zekalı bizim üstümüze gelseydi diye düşündük.
Yaralanan kız ve ailesi sanırım nişandan dönüyorlarmış. Arabadan saçılan eşyalar arasında KPSS notları felanda vardı. Daha sonra ne oldu bilmiyorum ama babasız kalan kız, inşallah annesiz kalmaz ve gelecek umutları sönmez. | 04.07.2008 22:34 maksu | Henüz yorumlanmadı |
| |  | |  |
  | |  | | | IT sektöründe sendikal oluşumlar | IT sektöründeki öncü girişimleri için arkadaşları tebrike diyorum... Şöyle duyurulmuş fazlamesai.net'te : IBM Türk Çalışanlarının Sendikal ÖrgütlenmesiBizler 258 kişiyle Tez-koop-iş sendikasına üye IBM Türk çalışanlarıyız. Sendikamız, toplu sözleşme yapma hakkımızı almak için 26 Mart 2008 tarihinde Çalışma Bakanlığına yetki başvurusunda bulundu. Çalışma Bakanlığı 209 IBM Türkiye çalışanının(26 mart tarihindeki üye sayımız), Noter kanalı ile yapmış olduğu üyelik başvuru bilgilerini doğruladı, onayladı ve 11 haziran 2008 tarihinde IBM’i bilgilendirdi.  IT sektöründeki öncü girişimleri için arkadaşları tebrike diyorum... Şöyle duyurulmuş fazlamesai.net'te : IBM Türk Çalışanlarının Sendikal ÖrgütlenmesiBizler 258 kişiyle Tez-koop-iş sendikasına üye IBM Türk çalışanlarıyız. Sendikamız, toplu sözleşme yapma hakkımızı almak için 26 Mart 2008 tarihinde Çalışma Bakanlığına yetki başvurusunda bulundu. Çalışma Bakanlığı 209 IBM Türkiye çalışanının(26 mart tarihindeki üye sayımız), Noter kanalı ile yapmış olduğu üyelik başvuru bilgilerini doğruladı, onayladı ve 11 haziran 2008 tarihinde IBM’i bilgilendirdi. Ancak, IBM yönetimi Toplu sozlesme ve grev yapma hakkımızı geciktirmek için 17 Haziran 2008 tarihinde “Gerceğe aykırı ve uydurma gerekçelerle itirazda bulundu. Sendikal örgütlenmemizi engellemek ve toplu sözleşme yapma hakkımızı geciktirmek için çalışanların isteğini hiçe sayan IBM Türk yönetiminin bu davranışını Türk halkına şikayet ediyor, kınıyor ve protesto ediyoruz. Bilişim sektöründe ilki gerçekleştirmek, örnek oluşturmak ve örgütlenmeyi ülke geneline yaymak için lütfen bizleri destekleleyin. İlginiz ve yazacağınız destek mesajlarınız için şimdiden teşekkür ederiz. Saygılarımızla. bilisimsendikasi.org | 02.07.2008 14:21 ekomut | Dört yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | İhanet ve Kehanet | FındıkKabuğu yazarlarından Rahmi Vidinlioğlu ikinci kitabı İhanet ve Kehanet ile edebiyat camiasında bomba etkisi yarattı.
Yayınlanan basın bültenini sizlerle paylaşıyorum... Arkadaşımız Rahmi'yi bir kez daha tebrik ediyor ve böyle başarılı işlere imza atmayı sürdürmesini diliyorum...
İlk kitabı Şizofreni Yalnız Oynanmaz’da eşini aldatan şizofren Cenk’in can alıcı öyküsü ile edebiyat dünyasına hızlı bir giriş yapan ve birçok eleştirmenden tam not alan Rahmi Vidinlioğlu, Cinius Yayınları’ndan çıkan ikinci kitabı İhanet ve Kehanet ile adeta kendisini kanıtlamaya geliyor. Birçok eleştirmene göre, kendine özgü tarzı ile ileride kendisinden fazlasıyla söz ettireceği belli olan yazar, ikinci kitabı ile aldığı övgülerin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha kanıtlarken, edebiyat sahnesindeki yürüyüşünü en başından itibaren izlemek için okuyucularına bir şans veriyor…
Aldanılmış bir ölüme sığınan bir yazar
İlk kitabı Şizofreni yalnız Oynanmaz ile edebiyat dünyasına ilk adımını atan Rahmi Vidinlioğlu, ikinci kitabı İhanet ve Kehanet ile bu kez kendi dilini iyice sağlamlaştırdığını göstermeye geliyor. Klasik roman kurgusundan çok uzakta fakat roman olamayacak kadar etkileyici betimlemeler ile destansı ve fantastik öğeler barındıran İhanet ve Kehanet, genç yazarın başlattığı sürrealizme bulanmış deneysel metinler akımının devamı olarak görülüyor. Cinius Yayınları’ndan çıkan kitap açık havada, bulutları izliyormuş hissi ile sevinç ve hüznü aynı anda hissettiriyor. İstanbul’da sıkışıp kalmış sıradan karakterlerden bahseden, bunu yaparken de size sanki upuzun bir şiir okuyormuşsunuz hissi yaşatan roman, yazarın hayatından kesitleri de dikkatli okuyucuya sunuyor. Kitap, tanrı ve şeytan arasındaki ilişkiye göndermelerde bulunan mitolojik bir masal ile başlıyor. Ardından gelen ikinci kısımda kocaman bir aşkın izlerini adım adım görüyor, şiirsel bir dilin içine saklanarak yaklaşan ihanete dair tüm kehanetlerin içinde kayboluyorsunuz. Rahmi Vidinlioğlu, bağıra bağıra, ortalığı yıka döke, sanki yarın sabah uyanıp bunları söyleyemeyecek kadar ölüme yakın olduğunu hissettirircesine yazıyor ve yine imkânsızın peşinden gitmeye kalkışıyor.
Devam mecburiyeti olan bir dersmiş gibi artık intihar!
Şizofreni Yalnız Oynanmaz’ın ilk bölümünde herkesi kendisine hayran bırakan, şiir gibi akan upuzun cümleler, İhanet ve Kehanet’te de yazarın hassas ve kırılgan “hastalıklı ruhu” ile birleşerek her satırda okuru biraz daha içine çekiyor, biraz daha kendisine benzetiyor okuyucuyu. “Devam mecburiyeti olan bir dersmiş gibi artık intihar!” Diyor yazar ellerinde paslı jiletlerle yeni bir güne daha başlarken. Kitap bu tarz metinlerin ani tokatları ile okuyucuyu bir daha ayrılmamak üzere kendisine çekerken, asla bitmesini istemeyeceğiniz bir hayalin içine bırakıveriyor sizi. Ve diyor ki Rahmi Vidinlioğlu, İhanet ve Kehanet’in en öldürücü yerinde; “Kâbe’nin üzerindeki örtü bile saklamaya yetmez şimdi günahkâr bedenimi senin acımasız sözlerinden!”
Kitapla ilgili detaylı bilgi http://www.rahmividinlioglu.com adresinden edinilebilir.
| 01.07.2008 17:22 ekomut | Dört yorum var |
| |  | |  |
   | |  | | | Anestezi | Yeni vizyona girmiş güzel bir gerilim filmi. Onu farklı kılan en büyük şeyi senaryosunun benzersizliği.
Günümüzdeki çoğu korku/gerilim filmleri birbirinden yontma ve esinlenmedir. Ama bu filmde herşey çok farklı. Gerçek bir hikayeden yola çıkılarak senaryolanan film anestezi yapılan bir hastanın ameliyatını konu alıyor. Anestezi yapılan hasta sadece felç olup kıpırdamıyor, acı çekiyor. Duyuyor, gözleri görüyor! (...) Bu tür vakalar her 100 anestezide 3 kişide başa geliyormuş... | 30.06.2008 19:52 phantasm | Bir yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Film Dolu Haftasonu | Şirkette çalışırken bir an vazgeçip film izlemeye başladık hatta öyle uzun sürdü ki bu film izleme saatimiz en son gece 3 tü sanirim gözlerimi kapattığımda.
Aşağıda izlediğimiz filmlerin bir kaçını yazıyorum :) ;
Recep Ivedik (2) The One (2) Geleceğe Dönüş (1) Gabriel (1) Ben Efsaneyim (1) Cesaretin var mı aşka ? (1)
Bir arkadaşımız sonradan dahil olduğu için ilk iki filmi bir daha izledik. | 30.06.2008 18:57 izon | Dört yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Aha Ankaradayım | Ankara'dayım, herkese duyrulur! Eski 0532'li numaram aktif. Arayıp sövmek isteyenler, "hayırsız #$#£ !" gibi bilimum küfürlü mesajlar çekmek isteyenler çekebilir.
KKTC'de 45 derece güneşin altında beynim eridikten sonra 35 derece gayet buzdolabı etkisi yarattı. | 24.06.2008 16:55 phantasm | Sekiz yorum var |
| |  | |  |
  | |  | | | Angaranın yolları daşdan | Ankarada geçen 16 günlük süre sonunda Giresuna döndük. Detaylar ile kimseyi sıkmak istemem. Kısaca; annem ameliyat oldu. Sol göğsü alındı. Kemoterapi için gelecek hafta tekrar gideceğiz.
Ankara ile ilgili yazacak çok şey var aslında. Hastenede geçen günler, hacettepe hocalarının peşinden koştuğumuz günler, bir dünya para harcamak zorunda kaldığımız günler.
Her ne kadar tedavi süreci için gitmiş olsakta gündüzleri koşuşturma ile geçen günlerin akşamları benim açımdan bir tatil süreci gibi oldu. Kaldığım yerde kablosuz internetlerin hepsinin şifrelenmiş olması nedeniyle laptop ile çok uğraşasım gelmedi. Bende bol bol kitap okumak zorunda kaldım. İyi oldu, başka zaman olsa bir yılda okuyamayacağım kitabı okumuş oldum.
Hastanede iken ziyarete gelen ve sonrasında da yalnız bırakmayan Ertuğrul ve Haktan hocama ve telefonla arayıp geçmiş olsun dileklerini bildiren tüm dostlara burdan teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca beraber iken bana para harcatmayan Haktan hocama extra teşekkürlerimi sunuyorum. Yeni araban hayırlı olsun, Allah güle güle binmeyi nasip etsin. | 23.06.2008 17:11 maksu | Üç yorum var |
| |  | |  |
 |