İstanbul'da yaşıyorsanız yada aslında daha genellersek gün içerisinde yollarda uzun zaman harcıyorsanız sıkılmamak için yapabileceğiniz şeylerin sayısı pek de fazla değildir. Kitap okumak, günlük gazetelere göz gezdirmek, radyo dinlemek...
Pek müzikle arası olan biri değilim, öyle ciddi katı müzik zevkim falan da yok. Kulağıma ne hoş geliyorsa onu dinlerim genelde. MP3 dinlemektense radyo dinlemeyi de bu yüzden tercih ediyorum. Beni playlist oluşturmaktan kurtarıyor, sıkılırsam başka bir kanala geçebiliyorum. Son dönemde arabada ve serviste (eğer dizi izlemiyorsam) yoğunlukla dinlediğim tek bir radyo kanalı olmaya başladı. Radyo Fenomen.
Yukarıdaki sınıfa girmiyorsanız da bilgisayar başında geçen zamanı da oldukça iyi değerlendirebileceğiniz bir kanal. ben özellikle internetten dinleyeceksem Fenomen 90's ı tercih ediyorum. Eski günleri akla getiriyor, "can touch this", "coco jambo" gibi pek çok şarkıyla karşılabilirsiniz :)
Hayat çok enteresan yeri geliyor girdiğiniz mağazada az ürün aldığınız için satış danışmanı sizin duymadığınızı sanarak eleştirmeye çalışıyor. Yeri geliyor Kamil Koç gibi yılların otobüs firmasinda şöföre ankaradan istanbul'a nasıl gidileceğini anlatıyor, yolu tarif ediyorsunuz...
Bu aralar seçerek karşıma çıkartıyor bunları. Satış danışmanının ki neysede, Kamil Koç olayı hakikaten rezaletti...
Herşeyi devletten beklemeyen, zeki ve üretken insanlar onlar
Su motoru [sanırım] ile çalışan, şanzumanı, vitesi, amortiisörleri olan, önde de kendisini bir ağaca felan bağlayıp çekmeye yarayan makara bulunan araç "PAT PAT". Trabzon Vakfıkebir ilçesi Soğuksu Köyünde imal edilmiştir. Normal araca göre dar olması hasebiyle, fındık bahçelerinde gezebilmekte, ormanlık alana girebilmektedir. Yazın yük taşımak ağaç çekmek için kullanılan araç, 1 metreye yakın kar yağması üzerine önüne bir kepçe ilave edilmek suretiyle kar küreme aracı olarak denenmiştir. Karın çok fazla ve aracın hafif olması nedeniyle çok başarılı olunamamıştır.
Devlet doktor maaşlarına zam yaptı diyenlere dedim ben "devlet kaşıkla veriyorsa demekki onu kepçeyle geri alacaktır" diye. Ve dediğim oldu. Daha önce ek ödemeyle 2500 lira alan ben artık ek ödeme dahil 2.206 lira alacakmışım. Fuck you sülalenize.
Günlük hayatta sıklıkla ziyaret edilen ve belirli bir hayran kitlesine ulaşmış sitelerde bugünden itibaren dönmeye başlayan ve alışık olmadığımız tarzda bir reklam uyguluyor Vodafone. Sitelere girdiğimizde sağda solda bannerlar görmeye internetin çok başlarından itibaren alışmıştık. Bir süre sonra sayfa içerisinde dinamik olarak görünen, küçük bir imajdan kocaman ve interaktif flash uygulamalarına dönüşen reklamlarla tanıştık. Son adım sanıyorum sitelerin açılışında veya bir haberin detayına tıkladığınızda karşınıza gelen ve 7-8 saniye bekletip sizi ilgili sayfaya yönlendiren reklam türleriydi.
Vodafone'un uyguladığı teknik sonuncu bahsettiğimize benzesede, uygulamada kullanıcıya girmek istediği siteye erişimi illaki 30 sn (bazı sitelerde 1 saate kadar) engellemesiyle hem cesurca hemde itici karşılanabilecek bir hareket olmuş.
10 gün kadar önce yeni yıl tatili içim eşim ile beraber gittiğimiz Ağva'dan dönüşte yolu biraz uzatmak istedik ve Kandıra üzerinden döndük İstanbul'a. Kandıra'da hem yeni bir yer görmüş olmak hemde yöresel lezzetler tatmaktı niyetimiz ama bir türlü doğru dürüst bir yer bulamadık. Ya Kandıra'yı çok büyüttük gözümüzde ya biz doğru adresleri bulamadık. Oradan İzmit'e geçip yemek yemek için bir yerler aramaya koyulduk ki yol kenarında önünde bolca araba bulunan bir restoran dikkatimizi çekti. Mini Köşk.
Dışarıda bu kadar aracı görünce ister istemez daldık içeriye. Hemen bal/kaymak ve acı sos ikramı geldi sıcak ekmekler eşliğinde. Sucuk, köfte derken lezzetine doyamadığımız acı soslarından da bir kavanoz alarak yolumuza devam ettik.
Aslında uzun uzun anlatmaktı niyetim Mini Köşk'ü lakin görsel araması esnasında Gitti Gidiyor Pazarlama Müdürü Hakkı Arıkan'ın blogu ile karşılaştım. O kadar güzel anlatmış ve güzel görseller kullanmış ki tekrarlamak yerine Mini Köşk'ü ondan da dinleyin istedim.
Evet yaptım, Teknosaya gidip Microsoft Arc Mouse aldım. Evdeki A4Tech kablosuz klavye mouse setinin faresi kullanılmaktan iyice yıpranmış haldeydi, sağ ve sol tıklama tuşların üzerinde ki renk çoktan yokolmuş, plastik kısım iyicene erimişti. Kaydırma tekerleği mehter takımı gibi 1 aşağı kaydırıyor, 2 yukarı kaydırıyordu.
Arc Mouse'u elime alınca farkettim ki bunca zamandır iyi sabretmişim o kaydırmayan kaydırma tekerleğine.
Gelsin sabaha kadar kod yazılacak geceler.
Sanırım ekran kartından sonrada artık adam akıllı bir direksiyon seti almam gerekiyor.
Evdeki bilgisayarım işlemci ve RAM açısından güçlü olmasına rağmen Crysis gibi oyunları oynamaya kalktığımda ekran kartım onboard olduğu için yetmiyordu. Bende gidip 512 MB bir ekran kartı aldım. Dün akşam bir miktar oynadım. Şimdiye kadar niye almadım diye hayıflandım. Bu akşam şöyle birkaç güzel oyun bulup oynayayım diyorum.
Yılbaşı Tatili için Ağva'ya kadar gitmişken dönüş yolunu biraz uzatalım "Kandıra" üzerinden dönelim İstanbul'a dedik eşimle. O yüzden de akşamüzeri değil öğle vaktinde çıktık yola. Niyetimiz Kandıra'da bir yemek ve tabiki yoğurt yemek oradan da yolumuza devam etmekti. Küçük, sevimli bir ilçe hayaliyle gittik Kandıra'ya ama malesef umduğumuzu bulamadık. Ya biz çok fazla beklentiye sahiptik şirin bir kasaba düşüncesiyle ya da Kandıra'nın kendisi değil Kefken gibi plajlarının yoğun olduğu bölgeler o formatta.
Pek araştırma şansımız da olmadığından doğrudan kötü ile işaretlemek istemem tabi ama 15 dk'dan fazla durmadan devam ettik izmit'e. Yemeğimizi de orada yiyebildik ancak. Varsa kandıra ile ilgili önerisi olan not almak isterim bir daha ziyaret edebilmek adına, yok ise daha da gitmem Kandıra'ya...
Yeni Yıl nedeniyle 3,5 günlük tatili bulunca uzun zamandır da tatil yapmadığımızı düşünerek eşim ile beraber farklı bir yerlere gidelim istedik. Mevsimi ve uzak olmaması kriterini de dikkate alınca Sapanca ve Abant arasında kaldık önce. Ancak buralarda bu mevsimde tatil yapacaksanız ciddi bir zaman öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Hele de Yılbaşı tatili sebebiyle pek çok kişi de sizin gibi düşünüyorsa. Dolayısıyla yer bulamadık. Gerçi fiyatları görünce birazda "İyiki bulamamışız" dedim açıkcası. Çünkü normal bir haftasonunda yarım pansiyon, kişi başı 60-70 TL'ye gidebileceğiniz yerler Yılbaşı Tatili sebebiyle 250-550 TL arası kişi başı gecelik fiyat istiyorlar.
Farklı bir arayış içerisine girmiştik ki aklımıza Ağva fikrini soktu bir arkadaşım. Başlarda yaz tatili ile ünlenmiş bir yer gibi gelse de sonra sonra daha sıcak bakmaya başladım Ağva fikrine. Bu konuda en büyük artı küçük kasabanın içerisinden geçen Yeşilçay ve Göksu dereleri oldu. Çünkü kış vakti gidip plaj kenarında bir yerde kalsam pek de mutlu ayrılabileceğimi düşünmüyordum Ağva'dan.
Yeni Yıl nedeniyle 3,5 günlük tatili bulunca uzun zamandır da tatil yapmadığımızı düşünerek eşim ile beraber farklı bir yerlere gidelim istedik. Mevsimi ve uzak olmaması kriterini de dikkate alınca Sapanca ve Abant arasında kaldık önce. Ancak buralarda bu mevsimde tatil yapacaksanız ciddi bir zaman öncesinden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Hele de Yılbaşı tatili sebebiyle pek çok kişi de sizin gibi düşünüyorsa. Dolayısıyla yer bulamadık. Gerçi fiyatları görünce birazda "İyiki bulamamışız" dedim açıkcası. Çünkü normal bir haftasonunda yarım pansiyon, kişi başı 60-70 TL'ye gidebileceğiniz yerler Yılbaşı Tatili sebebiyle 250-550 TL arası kişi başı gecelik fiyat istiyorlar.
Farklı bir arayış içerisine girmiştik ki aklımıza Ağva fikrini soktu bir arkadaşım. Başlarda yaz tatili ile ünlenmiş bir yer gibi gelse de sonra sonra daha sıcak bakmaya başladım Ağva fikrine. Bu konuda en büyük artı küçük kasabanın içerisinden geçen Yeşilçay ve Göksu dereleri oldu. Çünkü kış vakti gidip plaj kenarında bir yerde kalsam pek de mutlu ayrılabileceğimi düşünmüyordum Ağva'dan.
Öncelikli tercihimiz olan "kütük ev" arayışına geçtik hemen. Şöyle dere kıyısında, ağaçların arasında, mümkünse şömineli... Şömine hariç aradığımız diğer herşeyi Yeşilçay Tatil Köyü'nde bulduk. Şömine de vardı ama odalarda değil, lobide... Soğuk havada dere kıyısında birşeyler içtikten sonra şömine başında kahve eşliğinde tavla paha piçilemez oldu doğrusu.
Tamamı ahşaptan oluşan ve her birinde 6'şar oda bulunan 7-8 kadar ev var Yeşilçay Tatil Köyü'nde. Odaların tasarımı oldukça iyi, ısı yalıtımı süper ama ses yalıtımı biraz problemli ahşapın doğal yapısından kaynaklı olarak. Odalarda buzdolabı falan yok. Yine full ahşap tüm malzemeler. Güzel bir restoran var derenin kıyısında, ister kapalı alanında canlı müzik eşliğinde yemek yiyebiliyor, ister dere kıyısındaki ahşap iskele üzerinde devam edebiliyorsunuz keyfinize.
Gün içerisinde dere üzerinde tekne turları düzenleniyor, bunlara katılabileceğiniz gibi isterseniz etinizi alıp yol/dere kenarındaki piknik alanlarında mangal keyfide yapabiliyorsunuz. Muhtemelen kış olması sebebiyle Ağva merkez oldukça hareketsizdi ama sessizlik, huzur, zamanı düşünmeden geçirebileceğiniz bir haftasonu için öneririm Ağva'yı. Yeşilçay Tatil Köyü'nden memnun kaldık genel hatlarıyla ama açıkcası fiyat nerede cazipse oraya gitmenizi öneririm. Çünkü tüm oteller aynı derenin kıyısında ve manzara olarak birinin diğerinden bir artısı sözkonusu değil.
Site yaygın tarayıcılarla (IE, Firefox, Epiphany, Konqueror vs.) uyumludur. SZP.net 6.0 üzerinde Blog 3.2 Bu blog KBK Blog ve SZP.net Blog karmasıdır. Gizlilik Politikası